MSB tarafından yapılan açıklama şöyle;
İSRAİL'İN KÜRESEL SUMUD FİLOSU'NA SALDIRISI
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu'na, uluslararası sularda İsrail güçlerince gerçekleştirilen müdahale, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bu eylem, yalnızca insani değerleri değil, aynı zamanda uluslararası sularda seyrüsefer güvenliğini de hedef almaktadır.
Doğu Akdeniz'de en uzun kıyıya sahip ülke olarak, bölgede meydana gelen gelişmeler yakından ve hassasiyetle takip edilmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından daha önce de yaptığımız gibi insani yardım ve destek çerçevesinde gerekli tüm tedbirler alınmaktadır.
AVRUPALI YÖNETİCİLERİN ÜLKEMİZİ HEDEF ALAN AÇIKLAMALARI
Son dönemde bazı Avrupalı yöneticilerin ülkemizi hedef alan açıklamaları dikkatle takip edilmektedir.
Türkiye'nin bölgesel rolü ve Avrupa güvenlik mimarisi içindeki konumuna ilişkin ifadeler, müttefiklik hukuku ve dayanışma ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Yine, NATO üyesi Fransa ve Yunanistan'ın birtakım senaryolar üzerinden yaptığı açıklamalar gerilimi artırmakta, bölgesel barış ve istikrara zarar verme riski taşımaktadır.
Bölgemizde oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye'ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini hatırlatıyoruz.
Sayın Bakanımızın daha önce de ifade ettiği gibi önümüzdeki dönemde de güvenlik ve istikrarın söz konusu olduğu her durumda, Türkiye'yi karşısına alanlar değil, Türkiye ile birlikte olanlar kazanacaktır.
GKRY'E FRANSIZ ASKERLERİNİN KONUŞLANDIRILACAĞINA İLİŞKİN HABERLER
Türkiye, uluslararası hukuka bağlı, bölgesinde barış ve istikrarın korunmasını önceleyen bir anlayışla hareket etmektedir. Ancak bu yaklaşımımız, hem ülkemizin hem de KKTC'nin millî hak ve menfaatlerinden taviz verileceği anlamına gelmemektedir.
Kıbrıs Adası'nın güvenliği ve istikrarına ilişkin düzenlemeler uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş olup, Türkiye garantör ülkelerden biridir.
Fransa tarafından Güney Kıbrıs'a asker gönderileceğine yönelik açıklamaların hangi somut güvenlik ihtiyacına dayandığı belirsizliğini korurken, bu tür girişimlerin mevcut hassas dengeyi bozma ve gerilimi artırma riski bulunmaktadır.
Bu tür girişimlerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açısından da gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini ve bölgesel istikrarı zedeleyebilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.